Duvarda da kapılarda da boşluk sevmiyorum kardeşim. Her yer cıvıl cıvıl olmalı. Baktıkça mutlu olmalıyım, sevdiğim şeyleri her önünden geçişte görmeliyim. Emayelerim, kuşlarım, fotoğraflar, kartlar, anılar olmalı...Mesela sokak kapım. Evden her çıkışımdan önce sevdiklerimin fotoğraflarına ve bana yollanan kart-resimlere bakma şansı veriyor bana. Kapının üstündeki borular ise bir işlev daha kazanıyor. Pinokyom, uğur fillerim, nazar boncuğum, balığım... Seviyorum ben onları. Mutfağımın simgesi ise emaye tabağım. Altındaki 11'in özel bir anlamı yok. Bu yüzden daha da anlamlı. Duygu'da (Evvel Zaman Antika) 11 numara vardı onu aldım sadece bu. Sırf emaye diye.. Tabağımın altına da çok yakıştı.
Banyomun kapısındaki seramik WC yazısını Rodos'un Lindos kasabasından almıştım. Olur da Rodos'a giderseniz mutlaka Lindos'u da görün. Eşeklerle gezi de yaptırıyorlar. Eşeklere binilen yerden düz ilerlediğinizde yolun sola döndüğü noktadaki dükkan bir harika.
Evimizin kısacık koridoruna giriş kapısında ise kuşlarım var. Kuş ve mevlevilerim keçeden.
Tuana da annesine benzeyecek bu gidişle. Sürekli "bana stipır (sticker) al" diyor :) Kapısının alt yarısının tasarımı ona ait.
Bizim odanın kapısında ise Türki cumhuriyetlerde erkek çocuklara sünnetlerde giydirilen yöresel bir kıyafet var. Üzerindeki süslemeler çok hoşuma gittiğinden almıştım.
Sizin de böyle dümdüz kapılarınız varsa şenlendirin onlari. Herşey bir çiviye bakar :) Kolaylıkla yapabilirsiniz...